Gönderen Konu: Atatürk ve Fransızca sözlükte Kazık !!!  (Okunma sayısı 131 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı kulturlu

  • Havalı Üye
  • *************
  • İleti: 13272
  • Teşekkür +3/-0
    • Profili Görüntüle
Atatürk ve Fransızca sözlükte Kazık !!!
« : 25 Ekim 2009, 03:14:52 »
Kazık



 Fransa'da çok meşhur bir sözlük

vardır, Larousse. Burada bir kelime

var, "dÃcapiter". Bu kelime 1931

yılındaki sözlükte boynunu vurmak

diye ifade ediliyor. Kelimenin bir

başka anlamı daha var. Kazığa oturtmak,

  yani sivri bir kazık hazırlamak ve

insanları kazığın bir ucu ağzından

çıkacak şekilde üzerine oturtmak.

Vahşi bir uygulama. Burada kazığa

oturtmak deyiminin manasını açıklığa

kavuşturmak için örnek veriliyor:

"Türkler bugün bile esirlerini

kazığa oturturlar."



 Atatürk bunu öğrenince Fransız

büyükelçisini yemeğe davet ediyor.

Elçi diğer elçilere böbürleniyor,

hava atıyor Atatürk tarafından davet

edildiği için.

Köşke geliyor, yemekler yeniyor.

 Atatürk tabii bir şekilde elçiye

bu kelimenin anlamını soruyor.



 O da bildiği anlamı söylüyor.



 Atatürk :

"Kelimenin başka bir anlamı var mı?"

diye sorunca büyükelçi:

"Bunu söylemek için sözlüğe bakmam

gerekir" diyor.

Atatürk daha önce hazırlamış olduğu

ve çalışanlarına öğütlediği

şekilde Larousse' u getirtip

büyükelçinin önüne koyduruyor.



 Elçi daha işin nereye kadar

gideceğinin farkında olmadan hevesle

okumaya başlıyor. Ancak kelimenin

karşısında kazığa oturtmak

konusunda verilen örnek cümleye

gelince ancak yarıya kadar

okuyabiliyor ve yarısından

sonra yutkunarak Atatürk' ün

yüzüne bakıyor..

Atatürk diyor ki:

"Demek ki biz Türkler bugün de  esirlerimizi kazığa oturtuyoruz

öylemi, öyle mi sayın sefir?



 Sözlüğünüze böyle yazmışsınız,

  bu doğru mu?



 Sefir hemen sözlüğü biraz

karıştırıyor ve bir kaçamak

noktası bularak diyor ki:

"Efendim bu sözlük Katolik

Kilisesi'nin matbaasında

basılmış, bildiğiniz gibi biz

laik ülkeyiz kilisenin yaptıklarının

bizim hükümetimizle bir ilgisi yok.  Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye

karışamayız."

 Atatürk:



 "Öyle mi efendim, siz laik bir

ülke olduğunuz için demek ki

kiliselere karışamıyorsunuz.

Öyleyse ben de yarından itibaren

İstanbul'daki kiliselerin

kapılarına koca birer kilit

  astırıyorum" diyor.

Bunu duyan sefir birden ayağa

kalkıyor ve:

"Ekselans, protesto ederiz " diyor.

Bunun üzerine Atatürk:

"Hani sizi ilgilendirmiyordu,

karışmıyordunuz? " diyor ve ilgililere

  dönerek:

 "Sefire yolu gösterin" diyerek bir

anlamda onu kovuyor.

Sonra ne mi oluyor?



 Tabii Fransız hükümeti laiklik

söylemlerini bir tarafa bırakıyor,

  hemen o sözlük toplatılıyor ve

yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.



Namık Kemal Zeybek

 Atatürk'e yolculuk

Kanal B Televizyonu

Tags:
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
77 Gösterim
Son İleti 08 Ekim 2009, 10:16:08
Gönderen: spiker
0 Yanıt
154 Gösterim
Son İleti 24 Ekim 2009, 22:51:49
Gönderen: kulturlu
0 Yanıt
154 Gösterim
Son İleti 24 Ekim 2009, 22:52:11
Gönderen: kulturlu
0 Yanıt
135 Gösterim
Son İleti 24 Ekim 2009, 23:03:21
Gönderen: kulturlu
0 Yanıt
102 Gösterim
Son İleti 24 Ekim 2009, 23:12:15
Gönderen: kulturlu
0 Yanıt
100 Gösterim
Son İleti 24 Ekim 2009, 23:16:32
Gönderen: kulturlu
0 Yanıt
104 Gösterim
Son İleti 24 Ekim 2009, 23:37:17
Gönderen: kulturlu
0 Yanıt
153 Gösterim
Son İleti 25 Ekim 2009, 01:51:30
Gönderen: kulturlu
0 Yanıt
146 Gösterim
Son İleti 25 Ekim 2009, 01:52:08
Gönderen: kulturlu
0 Yanıt
110 Gösterim
Son İleti 25 Ekim 2009, 02:51:58
Gönderen: kulturlu

sayyac